Aöf Adalet, Ata Aöf, Auzef, Hukuk Fakülteleri, Zabıt Katipliği, İcra Müdürlüğü, Ceza İnfaz Koruma Memurluğu Hakkında Güncel Bilgiler.

İşçi Avukatların Sorunları

0 93

Avukatlık Sınavı İvedi Olarak Getirilmeli

Türkiye Barolar Birliği’nin verilerine göre 2016’da avukat sayısı 100 bin 461’di. 2015’te bu sayı 93 bin 573’tü. Yani avukat sayısı bir yılda yaklaşık yüzde 10’luk artış gösterdi. Avukatlar, sayıdaki artışın savunmanın kronikleşen sorunlarına, iş bulabilmek, sosyal haklardan faydalanabilmek gibi yeni sorunların eklenmesi anlamına geldiğini söyledi. Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Erinç Sağkan, “Sürekli ve yeterli altyapı olmadan açılan hukuk fakültelerinde mezun sayısı artarken hukuk eğitiminin kalitesi ve niteliği düşüyor. Avukatlık sınavının ivedi olarak getirilmesi gerekli” dedi.

Hürriyet’ten Banu Şen‘in haberi şöyle:

İşçi avukatlar haklarının peşinde

Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Erinç Sağkan, genç avukatların önemli bir kesiminin, ucu açık mesai saatleriyle, sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırılarak, düşük ücretlerle, görev tanımı olmaksızın çalıştığını belirterek, ‘işçi avukatların’ sorunlarını çok çarpıcı örneklerle şöyle dile getiriyor:

“Yok artık’ dedirtebilir”

“Patronlarından gördükleri muamele, klasikleşmiş meslek ilkelerini hiçe sayıyor. Örneğin, pek çok ofiste işçi avukatlardan avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan birtakım işler yapmaları isteniyor. Ve bunların arasında patronunun şahsi faturalarını ödemek, şahsi sunumlarını hazırlamak, şahsi yazışmalarını yapmak, müvekkillere çay getirip götürmek, muhasebe kayıtlarını tutmak, ofis temizliğini yapmak, bulaşıkları yıkamak, ofisteki teknik problemlere çözüm bulmak var… Bu saydıklarımız ‘yok artık’ dedirtebilir; ancak ‘işçi avukatlık’ olgusu tam da bu gerçeklerden doğuyor. Ve mantar gibi türeyen hukuk fakülteleri, mesleğin piyasalaşması, ticarileşmesi; mesleği bağımsız ifa etmeyi zorlaştırıyor.

‘Avukatın mesaisi’ olmaz gerekçesi ile gece yarılarına kadar çalışırken, fazla mesai ücreti alamadıkları gibi işlerine son verilirken de hakları ödenmiyor; ‘mobbing’ silahıyla yetersiz oldukları hissettirilip istifaya zorlanıyorlar. İşçi avukatlar bugün İş Kanuna göre çalışıp, Avukatlık Kanuna göre yargılanıyorlar.

“Görmezden gelinmemeli”

İşçi avukatlık olgusu görmezden gelindikçe işçi avukatlar haklarını güvence altına alacak bir düzenlemeden de yoksun kalmaya mahkûmlar. 2013’te İşçi Avukatlar Platformu’nca hazırlanıp TBB Genel Kurulu’nda kabul ettirilen ‘Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlara İlişkin Yönetmelik’, işçi avukatların en azından özlük haklarını güvence altına alan bir düzenlemeydi. Adalet Bakanlığı’nca yönetmeliğin iptali için dava açıldı. Temyiz aşamasında Danıştay yürütmeyi durdurdu. Dolayısıyla işçi avukatlar an itibarıyla yeniden güvencesiz.”

“Avukatlık sınavı getirilmeli”

Sağkan, Ankara Barosu’na kayıtlı 2 bin 850 stajyer avukat olduğunu belirterek, şöyle diyor: “Sürekli ve yeterli altyapı olmadan açılan hukuk fakültelerinde mezun sayısı artarken hukuk eğitiminin kalitesi ve niteliği düşüyor. Avukatlık sınavının ivedi olarak getirilmesi gerekli. Stajyer avukatların staj süresince SGK kayıtlarının yapılması staj dönemlerinde verdikleri emeği karşılıksız bırakmayacak hem çalışma gün sayısı hem de sağlık sigortası anlamında destekleyici bir sonuç doğuracaktır. Stajyer avukatların meslek hakları açısından avukat haklarını kullandıklarının yargının diğer unsurları açısından da net bir şekilde anlaşılması için kanunda bu durumun daha net tanımlanmasına ihtiyaç vardır. ‘Ankara Barosu Eğitim Merkezi’ özgür düşünce ve gelişim ortamını stajyerlere sağlayan bir kampus gibi çalışıyor.”

Stajyerler anlattı: Ne öğrenciyiz ne avukat

İzmir Barosu’na kayıtlı stajyer avukatlarla 5 Nisan Avukatlar Günü’nde bir araya gelip sorunlarını konuştuk. Genç avukatlar şunları anlatıyor:

“Gelirden çok gider”

Umut Ertan ‘İzmir Barosu Stajyer Temsilcisi): İstanbul Kültür Üniversitesi mezunuyum. İzmir Adliyesi’nde adliye stajı dönemindeyim. Birinin yanında çalışırken bize yeteri kadar sorumluluk aşılamıyorlar. Bilmiyorum belki bize güvenmediklerinden ya da kendi işlerini bir başkasına emanet etmeme duygusundan kaynaklanıyor. Aslında avukat üstatlarımız bize meslektaşı gibi davransa gelişimimize daha çok şey katacaklar. Örneğin en çok karşılaştığımız yer postane kuyruğu. Müvekkille konuşmak, bir davayı başından itibaren takip etme gibi sorumluluklar verilirse bizler de ileride avukatlık mesleğini icra ederken yaşayabileceğimiz tecrübeleri bilerek yolumuza devam edebiliriz. En büyük sorunlarımızdan birisi ise ücret almamamız.

Yol yemek veriliyor. Ailesiyle yaşamayıp burada yaşayan arkadaşlarımız da var. Onların kira sorunları oluyor. Telefon konuşması gibi masraflarımız var ve gelirimizden çok giderimiz var. Aslında baktığınızda stajyerlik hukuk fakültesinin beşinci senesini yaşıyormuşuz gibi gerçekleşiyor. Aileden yine destek ya da harçlık gibi yardımlar alarak geçiyor. Çok hukuk fakültesi var ve çok stajyer var. Bizler bir şekilde bu bir yılı geçirmeye çalışıyoruz. Ne öğrenciyiz ne avukat.

“Maddi güvncemiz yok”

Kadir Çağdaş Karadeniz (İzmir Barosu Stajyer Temsilcisi): Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde okudum. Burada annemle yaşıyorum. Aile desteği ile staj süresini tamamlamak zorunda kalıyoruz. Hiçbir maddi güvencemiz yok maalesef. Sürekli bir başkalarından beklenti içerisindeyiz. Öğrenci gibi yaşıyoruz aslında. Hâkim-savcı stajyeri arkadaşlarımızı görüyoruz araba ev almaya başlayanlar oluyor. Stajyer avukatın stajını nasıl yapması gerektiği tam olarak belli değil. Şu mahkemede başlıyorsun denildi. Hâkimin yanına gittim. Hayırlı olsun deyip kağıdı imzalayıp kağıdı verdi bana. Ama ne yapacağımı hiçbir şekilde söylemedi. Kendi kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz burada. Hukuk eğitiminde belli bir standart oluşmamış, farklılıkları görebiliyoruz şimdi… Bu kişisel olarak kendini geliştirmeye de bağlı.

“İş bulma sıkıntısı var”

Zümbül Nur Ezikoğlu (İzmir Barosu Stajyer Avukatlar Divan üyesi): İş bulma noktasında sıkıntımız var. Avukat yanında staj yaptığımızda bir bürodan ayrılıp başka bir büroda iş bulabilecek miyiz? Bunun bir standardı yok. Her avukatın bir stajyeri olacak diye bir kural yok. Her avukat stajyer almıyor. Avukat stajında kimimiz bize bir şeyler katmaya çalışan avukatlar yanında staj yapıyor ama kimimiz bu şansı bulamıyor. Belki bu açıda bir standart da sağlanabilir. Avukat üstatlarımız bu konuda duyarlı olursa bizim için daha iyi olur. Mesleğe atıldıktan sonra daha yoğun olacağımız için bu dönemde kendimize bir şey katmaya çalışıyoruz.”

“Stajda ücret almaları yasak”

İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, “Türkiye’nin 86 hukuk fakültesinden stajyerlerimiz geliyor. Staj Eğitim Merkezimizde belli bir eğitimden geçiriyoruz. Avukatlık Kanunu’na göre başka işte çalışmaları ve staj yaparken ücret almaları yasak. Avukatın yanında bile çalışamıyorlar. 12 ay kesintisiz olması gerekiyor. İlk 6 ay adliyede son 6 ay avukat yanında staj yapıyorlar. Bazı avukat arkadaşlar yol parası, yemek parası veriyor. Ancak maaş alırlarsa stajları iptal oluyor. Stajyer avukat olmak zor biz de geçtik.. O yüzden de onlar için çalışmalar yapıyoruz” diye konuşuyor.

“Kalite düşüyor”

İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Staj Eğitim Merkezi Başkanı Mustafa Çetin ise şunları anlatıyor:

“Hâkim ve savcılar nasıl staja başlıyorlarsa Adalet Bakanlığı ya da Barolar Birliği’nin ortak bir çalışmayla stajyer avukatların da staj döneminde belli bir ücret alıp ekonomik bağımsızlıklarını elde etmesi gerekiyor. Özellikle aileleri şehir dışında olan stajyer kardeşlerimizin hâlâ öğrenci hayatı sürmek zorunda kaldıklarını, öğrenci evlerinde kalmak zorunda olduklarını biliyoruz. En masrafsız açılabilen fakülte. Hukuk fakülteleri. Görev yaptığım son dört yılda gelen stajyerlerimizden eğitim kalitesinin düştüğünü görebiliyorum.”

“Savunma yoksa yargıda yoktur”

İstanbul Barosu Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kılıç, avukatların karşılaştığı sorunları şöyle sıralıyor:

Avukatların dosya sorgulayamaması, inceleyememesi. Avukatlık serbest bir meslektir, incelediği her dosyada vekillik görevini almak zorunda değildir.

Avukatlara yapılan saldırılar, yapılan engellemeler etkili şekilde soruşturulmuyor.

Avukat, itiraz eden, hak savunan, karşı çıkan, sinmeyen, dirençli ve etkili savunma görevini yapan bir noktada olur. Bu etkinliğin baltalanması, edilgen, pasif konuma düşürülmesi, savunma hakkının özüne zarar vermektedir.

Avukatlar müvekkilleriyle veya müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilemezler.

Avukatların müvekkilleri ile yaptıkları görüşmelerin gizli kalması, avukatların sır saklama yükümlülükleri gibi düzenlemeler savunma görevinin yerine getirilebilmesi için elzemdir. Bugün avukatların müvekkilleri ile yaptıkları görüşmelerin kamera ile kayıt altına alınması, görüşmelerin memur eşliğinde yapılması savunma hakkını zedeliyor.

Avukat doğası gereği mücadele eder müvekkilinin haklarını koruma konusunda hassasiyet gösterir. Görevlerini yapmaları sırasında engellerle karşılaşmaları sözlerinden dolayı ceza takibatına maruz kalmaları caydırıcı etkiye sahip olacaktır. Aslında pasifleşen hakkını arayamaz konuma getirilen vatandaş olacaktır. Son dönemde, dosyasını kontrol etmek isteyen, dosyasına dilekçe sunan, dosyasının hakimi veya savcısı ile görüşme yapmak isteyen avukatın isminin not alınması, kaydedilmesi meslektaşların çok rahatsız olduğu bir konudur ve açıkçası kabul edilemez bir uygulamadır. Bu uygulamaya hemen son verilmelidir.

Tüm bu olumsuzluklara bir de avukata yönelik giderek artan şiddet eklenmektedir. Avukatlar çeşitli saldırılara, hakaret ve tehdide, hatta bıçaklanmaya kimi zaman silahlı saldırılara maruz kalmaktadır.

Savunma yargının olmazsa olmazıdır. Unutulmamalıdır ki savunma yoksa yargı da yoktur. Yargı yoksa hukuk güvenliği yoktur.

Stajyer avukatların sorunları acilen çözülmelidir. Onlar geleceğin avukatları ve hak savunucularıdır. Eğitim yeniden analiz edilmeli ve yeni bir model ortaya konulmalıdır.

Bağlı çalışan avukatlarla ilgili de ciddi sorunlar söz konusu. Ve sorunların mutlaka acilen çözülmesi gerekiyor. Özellikle ilgilendiğimiz bir durum ve çalışmalarımız devam ediyor.”

Kırmızı yakalılar isyanda

Ankara Barosu’nun bünyesinde işçi avukatlardan oluşan ‘Ücretli Çalışan Avukatlar Kurulu’ bulunuyor. Avukatların aylık olarak çıkardıkları ‘‘Kırmızı Yakalılar’ gazetesinde sorunlar ve çözüm önerileri dile getiriliyor. Ankara Barosu’nun internet sitesinden de ulaşılan gazetede yayımlanan bazı ‘kırmızı yakalı’ hikâyeleri şöyle:

Bugüne kadar, öğrenciyken mesleği öğrenmek için çalıştığım bürolar da dahil, hakaret işitmediğim, sömürüyü iliklerime kadar hissetmediğim bir büro olmadı ama en çok çaresiz hissettiğim an, staj sırasında işten kovulmamdı. Deli gibi çalışıyordum, saçma bahanelerle işten çıkarıldım, maaşım ödenmedi, güvencem yok. Kapının önünde bekledim ne napacağım diye, gidebilecek hakkımı alabileceğim hiçbir yer yoktu. Bakıyorum da hâlâ yok galiba. (S.P.)

Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra, herkes gibi hakimlik hayalleri kurduğum sırada, sürecin çok uzun olması sebebiyle hem kendime bir kazanç sağlamak hem de en azından avukatlığa dair bir şeyler öğrenmek için bir ofiste çalışmaya karar verdim. Avukatlık staj döneminde hâkimlik sınavına çalışmam sebebiyle sadece göstermelik staj yaptığımdan; herkes çok düşük ücretler teklif etti. Nihayetinde 1300 TL’ye razı oldum. Patronun tecrübesizliğimi bahane ederek ettiği hakaretler bir yana, o adliyeden bu adliyeye koşturmak ve bu şartlar altında çalışmak gerçekten zor. (Damla)

Stajımın 10. ayındayım. Haftada altı gün çalışıyorum. Normal mesai saati 19.00 ama haftanın 4 günü 20.00 civarı çıkabiliyoruz. Ofiste iki stajyeriz. Bizim sıkıntımız bir hata yapıldığında veya işler sıkıştığında patronların hakarete varan sözler sarf ederek seslerini yükseltmeleri ve bizi azarlamaları. Ofiste avukat olarak devam etmem için teklif geldi. Acaba ben ruhsatımı aldıktan sonra da çocuk azarlar gibi azarlayacaklar mı bir meslektaşlarını (yani beni) merak içindeyim. (Bay A)

Henüz bir yıldır avukatlık yapıyorum ve çalıştığım büroda, ne yol masrafı için ne de adliyedeki kalem işleri için avans veriliyor. Biz önce aldığımız 1700 TL ücretten patronumuzun işlerinin masraflarını yapıyoruz, duruşmalarına kendi cebimizden gidiyoruz; ne zamanki ay ortasında o para tükeniyor o zaman masraflarımızı alabiliyoruz. Ve sanki kendimiz için para istiyormuşuz gibi boynumuz bükülüyor. Sinir bozucu. (Mustafa)

700 TL’ye çalışıp yemek kuryeliği ve temizlik dahil her işi yapıyorum. Maaş günümden itibaren bir hafta içinde maaşım ofis harcamalarına gidiyor ve ben masrafımı (yani aslında kendi maaşımı) almak için 1 hafta işverenlerimin peşinden koşturuyorum. Stajyerliğin zor olacağını zaten biliyordum ama bunu gerçekten beklememiştim (F.M.)

Content Protection by DMCA.com

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bununla ilgili iyi olduğunuzu kabul edeceğiz, ancak isterseniz dilediğiniz zaman çıkabilirsiniz. Kabul Et Daha fazla oku

Content Protection by DMCA.com