Medeni Hukuk 2 Ünite 6 | Adaletciler.Net
DGS PUANLARI

Medeni Hukuk 2 Ünite 6

Medeni Hukuk 2 Ünite 6

Borçlar Hukukunun ikinci kısmı “Özel Borç İlişkileri” başlığını taşır. Bu kısımda çoğunlukla kişiler
arasındaki özel borç ilişkileri düzenlenir.
Borçlar Kanunu’nun da yer alan sözleşmeleri amaçları bakımından gruplandırılır:
Devir amacı güden sözleşmeler, kullandırma amacı güden sözleşmeler, iş görme amacı güden sözleşmeler, saklama borcu doğuran sözleşmeler, güvence borcu doğuran sözleşmeler,sonuçları talih ve tesadüfe bağlı (rizikolu) sözleşmeler ve ortaklık sözleşmeleri.
Satış sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Satış sözleşmesinin farklı türleri mevcuttur. Bunlar, taşınır satımı, taşınmaz satımı, örnek üzerine satış (numune üzerine satış), beğenme koşuluyla satış (tecrübe ve muayene şartıyla satış), mülkiyeti saklı tutma koşuluyla satış, kısmî ödemeli satışlar, artırma yoluyla satıştır.
Mülkiyeti devir borcu doğuran sözleşmeler grubunda yer alan bir başka sözleşmede mal değişimi
(trampa) sözleşmesidir.
Trampa sözleşmesi bir malın başka bir mal ile değişimini konu alır.Mülkiyeti devri borcu doğuran sözleşmelerin en sık rastlanılan türlerinden bir diğerini bağışlama sözleşmesi dir.
Bağışlama, bir kimsenin karşılığında bir ivaz beklemeksizin malvarlığının tamamını
veya bir kısmını diğer bir kimseye devretmesi veya devretmeyi taahhüt etmesidir. tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
Bağışlama sözleşmesinin de çeşitli türleri ; Bunlar, bağışlama vaadi, elden bağışlama, yüklemeye (mükellefiyete) bağlı bağışlama, koşula bağlı bağışlama, yerine getirilmesi (tenfizi) bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlamalar, bağışlayana dönme koşullu (rücu şartıyla) bağışlamalardır.
SÖZLEŞMENİN SINIFLANDIRILMASI
*Özel borç ilişkilerinin incelenmesinde yaygın olarak başvurulan ölçüt, amaçlarına göre yapılan sınıflandırmadır, her sözleşmenin amaç ve içeriğine bakılmaktadır
*Yasa, bu açıdan, alışveriş yaşamında ihtiyaçların karşılanmasında sıklıkla karşılaşılan, böylelikle
sorunları ve bunlara getirilen çözümleri bilinen sözleşmelerin içeriği hakkında hükümler öngörmüş
bulunmaktadır
*Yalnız, biliyoruz ki, borçlar hukukunda tip (içerik) serbestisi geçerlidir. Tip, bir sözleşmenin
içeriğinin belirlenmesi –ve sistemli olarak düzenlenmesi– anlamına gelmektedir.
*satış, mal değişim (trampa), bağışlama, eser ve ölünceye kadar bakma
sözleşmeleri gibi haklar mülkiyetin devri niteligi taşır.
*Bir mal ya da hakkın kökünü devretmeyen, sadece onu alacaklının kullanmasına terk etme borcu yükleyen sözleşmelere kullandırma borcu doğuran sözleşmeler denilmektedir. Bunlar, kira, kullanım ödüncü (ariyet), tüketim ödüncü (karz) ve finansal kiralamadır.
*Hizmet gibi yada evde bir işe emek verip yapmak emek harcayarak yapılan hizmetleri tanımlar
Vekâleti diğerlerinden, özellikle de eserden ayırdığı kabul edilen, vekilin, bir işin sonucunu başarma taahhüdü (sonuç garantisi) değil, sadece o işi özenle görme taahhüdü altına girmiş olmasıdır.
*Garaj,otopark vb sözleşmeler de saklama hizmetler olarak tanımlanır.
taraflar belirli bir ortak amacı gerçekleştirmek uğruna emek ve sermayelerini birleştirmektedirler bu tip sözleşmelere ortaklık sözleşmesi adı verilir. Borçlar Kanunu, adi ortaklık adı verilen bir sözleşme düzenlerken , benzeri amaçla ticaret ortaklığı denilen kolektif, komandit, limited ve anonim ortaklıklar ise Türk Ticaret Kanunu’nda, kooperatifler ise Kooperatifler Kanunu’nda düzenlenmiş bulunmaktadır
Bir sözleşmenin yasal sözleşme olarak nitelendirilebilmesi için sözleşmenin içeriği belirlenmeli ve sözleşme kanunda sistemli olarak düzenlenmelidir. Bu nedenle her kadar Medeni Kanun’da rehin sözleşmesinden bir çok madde de söz ediliyorsa da, rehin sözleşmesi yasal bir sözleşme değildir.

Adsız (İsimsiz ya da Atipik) Sözleşmeler
yasal düzenleme konusu da yapılamayan sözleşmelere “atipik” sözleşmeler adı takılmaktadır.
kimileri, içeriği tamamıyla tipik sözleşmelerden oluşan, aslında kendileri birer tipik sözleşme olan birden çok sözleşmenin yasada öngörülmeyen özel bir ekonomik ve işlevsel bağımlılık ilişkisi içerisine konmasından dolayı tipten uzaklaşmış sayılan sözleşmelerdir. Bunlara bileşik sözleşmeler adı verilmektedir. Bileşik sözleşmelerde, birbirinden şeklen bağımsız iki sözleşme karşılıklı olarak birbirine bağlanmaktadır. Örneğin, cep telefonu ile telefon kartı birlikte satılmışsa telefonun satışıyla telefon abonelik sözleşmesinin bileşimi böyledir. Her tipe kendi kurallarının uygulanması kabul edilmektedir.
Karma sözleşmeler adı verilen bu sözleşmelerde taraflardan birinin ya da her ikisinin üstlendiği edim ya da edimler yasada düzenlenmiş sözleşme tiplerinden alınmaktadır.
Karma sözleşmede karşılaşılan en önemli sorun sözleşmelere uygulana cak hükümleri belirlemedir.
Satış sözleşmesi, satıcının satılan şeyin zilyetliğini ve mülkiyetini –ya da bir hakkı tam– devretmeyi borçlanması karşılığında alıcının bir miktar para (bedel) ödemeyi borçlandığı bir sözleşmedir.
Satış sözleşmesinin konusunu oluşturan öğeye satılan denmektedir. Satılan (mal: eşya ya da hak), taşınır (ot, at, araba vb.) ve taşınmaz (arsa, ev, villa, daire, tarla vb.) eşyadır. Satılan eşya, bütünleyici parça ve eklentileri ile birlikte sözleşmeye konu olur.
Alacak, telif, marka, patent ve irtifak hakları (intifa hariç). Hak değilse de,
hak gibi gayrımaddî bir varlık olan ekonomik bir yarar da, örneğin ticarî işletme ve müşteri çevresi de satışa konu olabilir.
Üçüncü kişilere ait eşya ve hakların da satışı olanaklıdır. Satıcı,
satılanın maliki olmak zorunda değildir. Diğer bir anlatımla, satılan satıcının değil, üçüncü kişinin mülkiyetinde olsa dahi, satış sözleşmesine konu olabilir.
Bedel, sözleşme akdedilirken taraflarca belirlenen ya da belirlenebilir görülen bir miktar paradır. Bu itibarla, bedelin daha başlangıçta mutlaka belirli olması gerekmez; belirlenebilir olması yeterlidir.
Üçüncü öğe ise, anlaşmadır. Bu, bir tarafın (satıcının) satılanın mülkiyetini devir borcunu üstlenmesi karşılığında, diğer tarafın bir miktar para ödemeyi üstlenmesi üzerine taraflar arasında meydana gelen uyuşma anlamına gelmektedir.
Satışta Hasar ve Yararın Geçişi Sorunu
Dar ve teknik anlamda hasar sorunu, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, sözleşenlerden birinin, kusursuz ifa imkânsızlığı nedeniyle borcunun sona ermesi durumunda, diğer tarafın borcunun devam edip etmeyeceği sorunudur.
Yarar ise, satılanın, sözleşmenin kuruluşundan sonra, fakat tesliminden önce özel bir çaba sarf edilmeksizin kendiliğinden verdiği ürünlerdir. Bunlar, hayvanın yavrusu, yumurtası, sütü, yünü ya da bağın üzümü, bahçenin meyveleri gibi doğal ya da kira, faiz, kâr gibi hukuksal ürünler olabilir.
Yeni Türk Borçlar Kanunu’na Göre Satışta Hasar
*Yeni düzenleme ile parça/cins satışı ayırımına ve erteleyici
koşula bağlı satışa ilişkin farklı hükümler, mantığı kalmadığı için kaldırılmıştır.
* yeni yasal düzen ile satışta hasarın taşınmasında şimdiye değin benimsenen “sözleşme” ilkesinin yerini, “zilyetlik” ilkesi almıştır.
*Taşınmaz satışında belirlenen hasarın alıcıya geçişinin tapu siciline tescile bağlı olduğu açıkça düzenlenmiştir
SATIŞ TÜRLERİ
Taşınır
Taşınır, bir yerden diğer bir yere özünden ve değerinden kaybetmeksizin hareket ettirilebilen eşya ile taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlere denilmektedir.Tablo, araba, elbise, makine; elektrik, doğalgaz, gemi siciline kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın tüm gemiler
Taşınır sayılır.
*Taşınır satışında şekil serbestisi geçerlidir.
Motorlu araçların satışı resmî olarak noterde düzenleme şekline bağlıdır Fikrî ve sınaî hakların (telif hakkı, marka ya da patentin) devri de adi yazılı şekle bağlı olarak geçerlilik kazanabilir. Bir taşınmazın eklentisi
niteliğindeki taşınırların satışında resmî şekle uyulması gereği bulunmak tadır.
Taşınmaz (Gayrimenkul) Satışı
*Taşınmaz, bir yerden diğer bir yere özünü ve değerini kaybetmeksizin hareket ettirilemeyen eşya ile yasalarda taşınmaz niteliğinde görülen varlık ve değerlerdir.
*Bu anlamda, taşınmaz satışının konusu, başta teknik anlamda taşınmaz eşya olan arazinin yanı sıra, araziye benzetilerek taşınmaz hükmünde görülen bağımsız ve sürekli olup ayrı bir tapu kütüğü sayfasına kayıtlı irtifak hakları ile kat mülkiyeti kurulmuş yerlerdeki bağımsız Bölümlerdir
*Taşınmaz satışı, koşula bağlanabilir ise de, koşul gerçekleşmedikçe ifa, yani tapu kütüğüne tescil yapılamaz
* Resmî şekil, sözleşmenin, tapu müdür ya da memurları huzurunda
yapılması gerekir.Taşınır satışı sayılan tapusuz taşınmazların satışında şekil serbestisi geçerlidir.
Taşınmaz satışının özelliği gereği, her iki tarafın da edim yükümlülükleri, böylelikle bedel de belli olmalıdır; belirlenebilirlikleri yeterli değildir
Şekle aykırılık, kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımına tâbidir. Bu durumda şekle aykırı sözleşme ölü doğmuştur, hiçbir hüküm doğurmaz. O, baştan ve kesin hükümsüzdür; sonradan da düzeltilemez.
Şekle aykırılığa kendi tutum ve davranışlarıyla yol açan tarafın, sonradan
sözleşmeden kurtulmak için şekle aykırılığı ileri sürmesi, çelişkili davranış yasağına aykırıdır.
Sözleşmeden doğan tüm borçlar ifa edilmiş olduğu halde, bir taraf, dürüstlüğe aykırı bir biçimde şekle aykırılığı ileri sürmüşse, bu da hakkın kötüye kullanılması sayılır.
Örnek Üzerine Satış (Numune Üzerine Satış)
Yasal tanımı ilk kez yeni yapılan örnek üzerine satış, tarafların, satılanın, aralarından birine ya da üçüncü bir kişiye bırakılan bir örneğe veya tespit edilen bir mala uygun olarak teslimi üzerine anlaştıkları satış sözleşmesidir
Yasal düzenleme çeşitli karineler öngörmektedir.
a) örnek varsa, sözleşme örnek üzerine satıştır (örnek üzerine satış karinesi).
b) İkincisi: Örneğin kendisinde bırakıldığı kişi, elindeki
malın örnek olduğunu iddia ediyorsa, bunu ispat etmekle yükümlü değildir (örneğin gerçekliği karinesi).
c) Üçüncüsü: Teslim edilen malla örnek arasında uyumsuzluk varsa, ifanın örneğe uygun olmadığı karinedir.
Beğenme Koşuluyla Satış (Tecrübe ve Muayene Şartıyla Satış)
*(tecrübe ve muayene ederek) beğenmesi koşuluna bağlanmış olan satıştır.Alıcı serbesttir dilerse alır, dilerse almaz.
*Beğenme koşuluyla satışta, sözleşmenin kurulmuş olması ve malın teslimi, mülkiyeti alıcıya geçirmez.Ayrıca yoklama sonucunda malı begenmesi gerekir.
Mülkiyeti Saklı Tutma Koşuluyla Satış
Mülkiyeti saklı tutma koşuluyla (mülkiyeti muhafaza şartıyla) satışta, satılan alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen mülkiyet satıcıda kalmakta ve ancak bedel tamamen ödendikten sonra alıcıya geçmektedir.
Mülkiyeti saklı tutmak demek sözleşmeden dönmeyi saklı tutmak demektir.
Kısmî Ödemeli Satışlar
Taksitle satış, satıcının satılan malı bedelinin ödenmesinden önce alıcıya teslim etmeyi, alıcının da bedeli kısmî ödemelerle ifa etmeyi borçlandığı bir taşınır satışıdır.
*Taşınır hükümlerine tâbi tapusuz taşınmazlar da taksitle satılabilir.
*Taksitli satışlar yazılı şekle tabi tutulmuştur.
(1) Tarafların adı ve yerleşim yeri,
(2) satılan, (3) peşin satış bedeli ve bedelin belirleniş
tarzı (ilave bedel, toplam satış bedeli, alıcının nakden veya aynen üstlendiği diğer edimler)(4) peşinat ve taksitlerin tutarları ile ikiden az olmamak üzere taksit sayısı, (5) yedi gün içerisinde geri alma hakkı, (6) varsa mülkiyeti saklı tutma kaydı, (7) Satış bedeli alacağının
devrine ilişkin kayıtlar, (8) Temerrüt ya da vadenin ertelenmesi halinde yasal faiz oranının % 30’unu geçmemek üzere ödenecek faiz ve (9) sözleşmenin kurulduğu yer ve tarih gösterilmelidir.
*Ehliyet bakımından genel hükümler uygulama alanı bulmaktadır. Yalnız ile taksitle satışa taraf olan sınırlı ehliyetsiz ise yasal temsilci tarafından “rızanın, en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.” hükmü koyulmuştur.
*Peşinat ödemesi ve taksit sayısı: Yeni TBK’ya göre peşinat ödenmesi ve en az iki taksit zorunludur.
Alıcı taksitlerden birini ödemezse, taksitler belirli vadeli olduğu için satıcının ayrıca ihtar çekmesi gerekmeden alıcı temerrüde düşer. Bu durumda yasa satıcıya üç seçimlik hak tanımıştır:
(1) Temerrütteki taksitin ve temerrüt faizinin ödenmesi,
(2) sözleşmede temerrüt halinde geriye kalan taksitlerin ödenmesini isteme hakkı veren açık bir muacceliyet kaydı varsa kalan tüm taksitlerin ödenmesi, (3) sözleşmede açıkça saklı tutulmuşsa sözleşmeden dönme.
__Alıcı cayma hakkını kullanmışsa, satıcı, toplam alacağının en az % 2’si en fazla % 5’i tutarında cayma parası istemeye hak kazanmaktadır
Alıcının ön ödemeleri beş yıl içerisinde ifa etmiş, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satılanın devri istemini sekiz yıl içerisinde ileri sürmüş olmalıdır
Artırma Yoluyla Satış
Artırma ile satış, önceden tespit edilen yer ve zamanda, önceden belirlenen şartlara göre, hazırlar arasında en yüksek teklifte bulunan kimseyle kurulan satıştır
Cebrî artırma, malikin rızasına bakılmadan resmî makamlar tarafından yapılan artırmadır
İhtiyarî özel artırma ve ihtiyarî açık artırma olmak üzere iki türü bulunmaktadır. İhtiyarî özel artırmalarda, önceden ilân yapılmaz veya
artırmaya belirli kişiler katılır. İhtiyarî açık artırmalar, önceden herkese ilân yoluyla duyurulur ve artırma şartnamesinde belirtilen nitelikleri taşıyan herkes artırmaya katılabilir.
*Cebrî artırmada, taşınır ve taşınmaz mülkiyeti ihale ile geçer; taşınmazlarda tapuya tescil bildirici niteliktedir
Tarafların Hak ve Borçları
Satış, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bu özelliği nedeniyle, bir tarafın hakkı diğerinin borcunu oluşturmaktadır.
***Satış sözleşmesi, satılanın mülkiyetini alıcıya geçirmez; satıcıyı yalnız borçlandırır. Satıcı, satış sözleşmesiyle alıcıya karşı aslî borç olarak satılanın zilyetlik ve mülkiyetinin devrini veya tam hak sağlamayı borçlanmış olur.
Satıcının Yan Borçları
1.Satılanı koruma (muhafaza) borcu: Satılanın tesliminin geciktirildiği durumlarda satıcı malı korumakla yükümlüdür. Örneğin, ön ödemeli taksitle satışlarda satıcı ön ödemeler tamamlanıp
teslim tarihi gelinceye değin satılanı saklama borcu altındadır
2. Taşıma giderlerini (masraflarını) ödeme borcu: Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, taşıma giderleri dahil olmak üzere tüm giderleri; yasal ifa yerinden başka bir yere gönderme suretiyle ifa kararlaştırılmışsa, gönderme yerine kadar taşıma giderlerini satıcı üstlenir
3. Teslim giderlerini (masraflarını) ödeme borcu: Yasaya göre, aksine bir âdet ya da sözleşme hükmü yoksa ölçme, tartma, sayma gibi teslim giderleri satıcıya aittir
4. Sağlama (tedarik / temin) borcu: Satılanın cinsiyle kararlaştırıldığı satışlarda karşımıza çıkabilir.
5.Aydınlatma borcu (yükümlülüğü): Bu yükümlülük satıcıdan açıklama istenen ya da dürüstlük gereği açıklama yapması gereken hallerde vardır.
6.Zapttan ve ayıptan sorumluluk: Satıcının mülkiyeti devir ya da tam hak kazandırma borcunun uzantısıdırlar

Ayıptan sorumluluktan doğan haklar için, adi satışta yeni (2) yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Taşınmaz yapı satışında zamanaşımı
süresi ise, mülkiyetin geçmesinden itibaren beş yıl olarak düzenlenmiştir
Ticarî satışlarda iseöngörülen (6) aylık zamanaşımına yer verilmemiştir. Şu durumda ticarî satışlar için de 231’deki iki (2) yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Tüketici satışlarında, (2) yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmiştir.
Alıcının borçları
Alıcının aslî borcu bedeli ödeme borcudur. Borcun konusu, bir miktar paradır. Miktar belirli ya da belirlenebilir olabilir.
Alıcının diğer bir borcu, satılanı teslim alma borcudur
Alıcının yan borçları, faiz ödeme, mesafe satışlarında satılanı muhafaza ve bozulacak malı satma, satıcının teslimden önce satılan için yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları, tesellüm ve senet yapma masraflarını ödemedir
Satıcının Temerrüdü
Adi satışta satıcının temerrüdü durumunda tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdüne ilişkin özellikle hükümleri uygulanmaktadır .Öncelikle borcun muaccel olması ve satıcıya alıcı tarafından ihtarda bulunulmuş olması gerekir.
Ticarî satışta satıcının temerrüdü hükümlerinden alıcının yararlanabilmesi için, yine muacceliyet ve ihtar ve mehil (ek süre) verilmesi gerekir. Belirli süreli ticarî satışlarda iki karine bulunmaktadır.
Birincisi, belirli süre (vade), kesin süre (vade) sayılır. İkincisi, mehil sonuçsuz kalmışsa alıcının karine olarak ifadan vazgeçme ve müspet zararın tazmini olanağını kullandığı kabul edilmektedir
Müspet zarar iki yöntemle hesaplanabilir: Somut yöntem ve soyut yöntem
a. Somut hesap yöntemi, fiilen üçüncü kişiyle yapılmış yeni satış (ikame alım) sözleşmesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin arasındaki farktır
b. Soyut yöntemde, bedel ile borsada kayıtlı veya piyasada cari fiyatı bulunan satılanın ifa günündeki borsa ya da rayiç fiyatı arasındaki fark istenir.
ALICININ TEMERRÜDÜ
Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, onlar borçlarını aynı anda ifa ederler. Bu anlamda, “Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur.”
Satıcı, diğer bir seçim yapmak istiyorsa ek süre (mehil) tayin etmeli ve bu sürenin sonunda gecikmeden seçimini açıklamalıdır.
MAL DEGİŞİMİ TRAMPA SÖZLEŞMESİ
Satış bir malın para ile mübadele edilmesi olduğu halde, mal değişimi (trampa) sözleşmesinin esası, bir malın başka bir mal ile değişimidir (mübadelesidir)Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir
BAGIŞLAMA SÖZLEŞMESİ
*Bağışlama sözleşmesi ile bir kimse, karşılığında bir ivaz (karşılık) beklemeksizin malvarlığının tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye sağlar arası devreder veya devretmeyi taahhüt eder.
*Bağışlama sözleşmesinin geçerli bir biçimde kurulabilmesi için, tarafların ehliyetli olmaları gerekmektedir. Bağışlayanda fiil ehliyeti bulunması gerekir
*Bağışlamanın öğeleri, karşılıksız bir kazandırma, bağışlama iradesi/sebebi (animus donandi) ve anlaşmadır
TÜRLERİ
1.Bağışlama sözü verme (bağışlama vaadi): Her tür hakta mümkündür. Yasadaki şekli adi yazılı dır. Fakat motorlu taşıtların bağışlanması sözü verme için noter senedi gerekir .Ayrıca taşınmazlarda aynî hakkın devrini borçlandıran hemen her işlem gibi bağışlama sözü vermede de resmî şekle uyulması gerekmektedir.
2. Elden bağışlama: Başka bir merasime hacet olmaksızın sadece eşyanın teslimi ile gerçekleşir. Bu suretle, aynı anda hem borçlanılmakta hem de borcu ifa gerçekleşmektedir. Böylelikle de hem borçlandırıcı işlem hem de tasarruf işlemi aynı anda yapılmaktadır
elden bağışlama sadece taşınırlarda geçerli olup, devri şekle bağlı işlem gerektiren hak ya da eşyaya ilişkin olarak elden bağışlama söz konusu olmaz.
3. Koşula bağlı bağışlamalar: Koşul gercekleşirse bagış yapılır.
4. Yüklemeye (mükellefiyete) bağlı bağışlamalar: belirli bir edimde bulunma yükümü altına girmektir. Bu edim, bir verme (bağışlama )gibi.
5. Yerine getirilmesi (tenfizi) bağışlayanın ölümüne bağlı bağışlamalar: Bağışlayanın ölümü bağışlama sözleşmesinin bir şartıdır. Ölüme bağlı tasarruf gibi görülür ve kendisine vasiyet hükümlerinin uygulanması kabul edilmektedir.
6. Bağışlayana dönme koşullu (rücu şartıyla) bağışlamalar: Bu tip bağışlamalarda bağışlananın, bağışlayandan önce ölümü halinde bağış konusunun bağışlayana dönmesi koşulu öngörülmüş bulunmaktadır.
BAGIŞLAMA
1. Bağışlama sözleşmesi, bağışlayana bağışlama konusunu devretme borcu doğurur. Para bağışında ödeme, taşınır bağışında teslim, taşınmaz bağışında bağışlananı adına tescil ettirme, hak bağışında şekline uygun olarak (usulünce) devretme (alacak ise temlikname; fikri ve sınaî hak ise yazılı devir senedi) gerekir.
2. Bağışlayan borcunu zamanında yerine getirmezse, kendisine karşı aynen ifa ve gecikme zararlarının tazmini talebi yöneltilebilir
3. Kötü ifa sonucu oluşan zararlardan bağışlayan kasten ve ağır kusurla ortaya çıkanlardan sorumlu Tutulur.Bağışlama tek tarafa borç doğuran bir sözleşme olduğu için, bağışlayanın sorumluluğu ağır değildir
Bağışlamanın geri alınması, bağışlayanın tek taraflı, bağışlanana varması gerekli bir irade açıklamasıyla bağışlamayı geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmasıdır. Geri alma hakkı sıkı surette kişiye bağlı haklardandır; mirasçılara geçmez ve devredilemez.
Elden bağışlamanın ya da yerine getirilmiş bağışlamanın geri alınması sebepleri, yasada üç küme halinde sayılmıştır;
(1) Bağışlananın bağışlayana ya da yakınlarından
birine karşı ağır suç işlemiş olması,
(2) bağışlananın bağışlayan ya da onun ailesine karşı
kanunen yükümlü olduğu ödevlere uymamış olması (bağışlayanın eşi olan bağışlanan kadının zina yapması, bağışlananın, bağışlayan ve ailesine ağır hakaretlerde bulunması, bağışlanan evlatlığın, bağışlayan evlat edinene bakmaması gibi) ya da
(3) bağışlananın yüklemeyi haklı bir
neden olmaksızın yerine getirmemiş olmasıdır.

Bağışlayana, yerine getirilmemiş (tenfiz edilmemiş) bağışlama sözü vermede de
(1) yerine getirilmiş bağışlamayı geri alma sebepleri varsa,
(2) bağışlayanın parasal durumunda beliren
önemli değişiklik sonucunda bağışlama sözü vermenin yerine getirilmesi bağışlayan için olağanüstü derecede ağırlaşmışsa,
(3) keza, bağışlama sözü verdikten sonra yeni aile
yükümlülükleri ortaya çıkmış veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa bağışlama sözünü geri alma olanağı verilmiştir

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM
Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim DMCA.com Protection Status