Medeni Hukuk 2 Ünite 8 | Adaletciler.Net-2017-2018 Hukuk Fakültesi Taban Puanları-Dgs Hukuk Puanları

Medeni Hukuk 2 Ünite 8

Vekâlet sözleşmesi de hizmet ve eser sözleşmesi gibi iş görme borcu doğuran sözleşmeler grubunda yer alır.
Vekâlet sözleşmesi, vekile müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş
görmeyi bir zaman kaydına tâbi olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde
edilmemesi rizikosu ona ait olmak üzere yükleyen bir sözleşmedir.
Vekâlet sözleşmesinden farklı olarak, kefalet sözleşmesi kişisel teminat borcu doğuran
sözleşmelerdendir. Kefalet sözleşmesinde kefil, alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bundan kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenir. Kefalet sözleşmesi, tek tarafa borç yükleyen, fer’i, tali bir sözleşmedir.
__Vekâlet sözleşmesi, vekile müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş
görmeyi bir zaman kaydına tâbi olmaksızın ve nispeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde
edilmemesi rizikosu ona ait olmak üzere yükleyen bir sözleşmedir.
Vekâlet ile temsil yetkisi birbiriyle ilişkili, fakat birbirinden farklı kavramlardır. Vekâlet, iç ilişkiye;
temsil dış ilişkiye ilişkindir. Vekâlet eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir; temsil yetkisi tek
taraflı bir işlemle verilir. Vekâlet, vekil için bir hukuksal yüküm (işgörme borcu) doğurur; temsil
yetkisi ise, temsilciye bir hak (başkasının alanında hüküm ve sonuçlar doğuracak hukuksal işlem
yapma hakkı) bahşeder.
İrade açıklaması kural olarak açık olmalıdır. Ancak hazır olmayanlar arasında sözleşmenin
örtülü irade açıklamasıyla (susma yoluyla) kurulması da mümkündür.
Uygulamada, yazılı ya da noter tarafından düzenlenmiş olması aranan durumlarda vekâlet
sözleşmesi “vekâletname” olarak adlandırılmaktadır.

Vekilin Borçları
*Vekilin daima müvekkilin menfaatine uygun hareketle işi görme yükümlülüğü altında olması gereği
sadakat ve özen borcu olarak ifade edilmektedir.
*Vekâlet sözleşmesinin güven ilişkisi yaratmasının bir sonucu olarak, vekilin özenle davranma
borcu vardır.
*Vekilin işi şahsen ifa borcu da vardır (TBK 506/I). Vekâlet, karşılıklı güvene dayanan bir sözleşmedir. Bu yüzden vekil, işi bizzat (şahsen) görmelidir. Fakat vekilin başkasını vekil tayin (tevkil) etmesi (alt vekil) ya da vekâleti başkasına devretmesi (ikâme vekil) olanakları vardır.
Talimat, müvekkilin vekâlet sözleşmesinin kurulmasından sonra vekile kendisine tevdi edilen işi nasıl göreceğini belirten, tek taraflı ve varması gereken bir irade açıklamasıdır.
*Müvekkil yararına bir iş görmeyi üstlenme olarak vekâlet sözleşmesi, vekile, müvekkilin talimatlarına
uyma yükümü yükler
Vekil, talimata uyulmasının amaca uygun olmadığını ya da yararsız olduğunu fark ederse, müvekkil in dikkatini çekmeli, onu uyarmalıdır.
Kötü niyetli bir vekilin, müvekkilin irade bozukluğu yüzünden geçersiz olan ya da bilmeden (bilinçsizce) verilen amaca elverişsiz talimata uymuş olması halinde, o, geçerli bir talimata uymamış gibi sorumlu olur
İvedi durumlarda ve vekilin talimattan sapmasını haklı gösteren koşullar varsa vekilin talimata
uymaması mümkündür. Vekil, talimata uymamışsa, vekâletten doğan iş görme borcunu ifa etmemiş olur. Müvekkil, talimattan sapmaktan kaynaklanan zararlarını karşılamayı (ödemeyi) üstlenen vekilden başkaca bir istemde bulunamaz
İşin talimatsız olarak sözleşme kapsamında (koşullarında) yürütülmesi mümkündür. Bununla
birlikte, sonradan meydana gelen gelişmelerin etkisiyle koşullar değiştiğinde müvekkilden
talimat istenmesi ya da önceden bir talimat verilmiş ise bunun gözden geçirilmesi ve yeni bir
talimatın verilmesinin istenmesi mümkün ve hattâ gerekli olabilir.
*Hesap verme borcu: Vekil, işin yürütülmesi tarzı ve gelinen aşama ve değişiklikler hakkında
müvekkilin talebi üzerine ya da gereğinde kendiliğinden bilgi verme yükümü altındadır
*Verilenleri iade, kazanılanları devretme borcu: Vekil, işe başlarken veya işin görülmesi sırasında veya
sonucunda ya da müvekkilden aldıklarını müvekkile iade etmekle yükümlüdür.
Vekil, talimata uymamışsa, vekâletten doğan iş görme borcunu ifa etmemiş olur. Müvekkil,
talimattan sapmaktan kaynaklanan zararlarını karşılamayı üstlenmeyi isteyebilir.
Bu durumda, vekilin zararları üstlenmesi aynı zamanda vekâletten doğan iş görme borcunun gereği gibi ifa edilmiş sayılmasına da yol açar.
İşin talimatsız olarak sözleşme kapsamında (koşullarında) yürütülmesi mümkündür. sonradan meydana gelen gelişmelerin etkisiyle koşullar değiştiğinde müvekkilden talimat istenmesi ya da önceden bir talimat verilmiş ise bunun gözden geçirilmesi ve yeni bir talimatın verilmesinin istenmesi mümkündür.

Müvekkilin Borçları
* Ücret ödeme borcu: Kural olarak vekâlet sözleşmesi ücretsizdir. Fakat ücret kararlaştırılabilir.
*Vekilin masraflarını ve verdiği avansları ödeme borcu: Müvekkil vekilin işin usulüne uygun olarak
görülmesi için yaptığı masrafı ve verdiği avansları faiziyle beraber ödemek zorundadır (TBK 510/I).
Örneğin, seyahat masrafları, posta ücreti, vergi, resim ve harçlar, muhabir bankanın akreditif tutarını
ödemesi.
Masraf ve avans istemenin koşulları:
(1) Öncelikle geçerli bir vekâlet sözleşmesi bulunmalıdır.
(2) Masraf ya da avans ödeme vekâletin usulüne uygun olarak ifası için gerekli olmalıdır
(3) Vekâlet usulüne uygun olarak ifa edilmiş olmalıdır.
*Vekili müvekkili hesabına girdiği borçtan kurtarma yükümü: Vekil, işin görülmesi sırasında ve işin
gereği gibi ifası amacıyla, örneğin kendi adına müvekkil hesabına bono imzalamışsa, müvekkil, vekili
bundan doğan borçtan kurtarmalıdır.
*Vekilin uğradığı zararı tazmin borcu: Vekilin işin görülmesi dolayısıyla uğradığı zararlar müvekkil
tarafından karşılanmalıdır.
Koşulları,
(1) vekâletin usulünce ifa edilmiş olması,
(2) vekilin zararıyla vekâletin ifası arasında nedensellik bağı bulunması,
(3) müvekkilin, vekilin zarara uğramasında kusuru olmadığını ispatlayamaması gerekir. Tazminat ödeme borcu vekilin zarara uğradığı gün muaccel olur.
Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar, 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbidir!!!!!!!!!!!

VEKALETSİZ İŞ GÖRME
Vekâletsiz işgörmeden söz edebilmek için bir iş görme gerekir. Her türlü olumlu davranış, bir
hukuksal işlemi kurma ya da maddi bir fiilde bulunma iş görmenin konusunu oluşturabilir. Örneğin,
yangın çıkan evin kapısını kırarak içeri girip yangını söndürme, izni olmaksızın bir kimsenin resmini
yayınlama, yolda gördüğü yaralıyı hastaneye götürme.
Görülen iş başkasına ait olmalıdır
Üstelik işin kendisine ait olmadığı bilinciyle hareket eden işgörenin iş sahibinden aldığı bir vekâlet
olmamalıdır.
Fakat, her durumda vekâletsiz işgören, bir işi görme iradesiyle hareket etmelidir. İşin görülmesinin
gerektirdiği bir irade için, onun asgari ayırt etme gücü sahibi olması gerekmektedir.

Vekâletsiz işgörme, iş sahibinin (başkasının) yararına ise “gerçek vekâletsiz iş görme”den, buna karşılık iş görenin yararına ise “gerçek olmayan vekâletsiz iş görme”den söz edilmektedir.
Gerçek (Caiz) Vekâletsiz İşgörme
İş sahibinin yapılmasını yasaklamadığı bir işin, vekâleti olmaksızın onun çıkarına erçekleştirilmesine
gerçek (caiz) vekâletsiz iş görme denilmektedir. Örneğin, başkasının bir borcunu ödemek, baygın
kazazedeye yardım etmek gibi.
Gerçek (Caiz) Olmayan Vekâletsiz İşgörme
Başkasının işinin, işgörenin çıkarına görülmesine gerçek (caiz) olmayan vekâletsiz iş görme denir
Kimi durumlarda iş sahibinin çıkarı bulunabilirse de, asıl olan iş görenin işi kendi çıkarını gözeterek görmesidir. Gerçek olmayan vekâletsiz işgörmede, aslında bir kimsenin kendi çıkarı için başkasının hukuk alanına haksız olarak karışması (müdahalesi) söz konusudur
Gerçek (Caiz) Olmayan Vekâletsiz İşgörme
Başkasının işinin, işgörenin çıkarına görülmesine gerçek (caiz) olmayan vekâletsiz iş görme denir
Bu tip vekâletsiz işgörmede, kimi durumlarda iş sahibinin çıkarı bulunabilirse de, asıl
olan iş görenin işi kendi çıkarını gözeterek görmesidir. Gerçek olmayan vekâletsiz işgörmede, aslında
bir kimsenin kendi çıkarı için başkasının hukuk alanına haksız olarak karışması (müdahalesi) söz
konusudur.
Gerçek olmayan vekâletsiz işgörmede esas itibariyle hukuka aykırı eylem niteliği olduğu için, bu
ilişkiden ortaya çıkan alacaklarda zamanaşımı için, duruma göre haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme
için öngörülen kuralların örneksemeyle uygulanması kabul edilmektedir. Buna göre gerçek olmayan
vekâletsiz işgörmeden doğan alacaklar, (2) yıllık kısa ve (10) yıllık uzun zamanaşımı süresine tâbidir.

Görülen İşin İşi Görülence Uygun Bulunması
satın alınan bu camı yerine takmak gibi maddî fiillerle vekâletsiz işgörme hallerinde ise, “uygun bulma” sadece onaya benzer niteliktedir. Sonuçta, uygun bulma, kurucu yenilik doğuran bir haktır.
İşi görenher türlü ihmalinden sorumludur hmal kendi içerisinde gruplara ayrılır. Ağır ihmal-orta ağırlıktaki ihmal ve hafif ihmal. Ağır ihmal, aynı koşullarda bulunan makûl bir kişinin (tipin) zararın önlenmesi için alması gereken en basit tedbirleri almamış olmadır. Orta (ağırlıktaki) ihmal, ağır ve hafif ihmal arasındaki ihmaldir. Hafif ihmal, ancak dikkatli kişilerin gösterebileceği özenle önlenebilecek bir zararın doğmaması için yeterli önlemlerin
alınmamış olmasıdır.

KEFALET SÖZLEŞMESİ
Kefalet, kefilin, alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bunun sorumluluğunu
kişisel olarak üstlenmeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Kefalette üç türlü ilişki vardır. Bu ilişkinin
tarafları, kefil, asıl alacaklı ve asıl borçludur. Kefilin ifasından sorumlu olmayı taahhüt ettiği borca
«asıl borç» denilmektedir.
Kefilin borcu, fer’i bir borçtur. Diğer bir deyişle, kefalet ancak geçerli bir aslî borcun varlığı halinde
hüküm ifade eder; teminat altına alınan aslî borç yoksa, kefalet de yoktur veya aslî borç herhangi bir
sebeple sona ererse, kefalet de son bulur. 3. Kefilin borcu talî bir borçtur.,
(1) Eser henüz teslim edilmemiş olmalıdır. Eserin tesliminden sonra
imkânsızlaşmasının sonuçlarına iş sahibi katlanır. (2) Eser beklenmeyen bir olay sonucunda yok
olmalıdır. Mücbir sebep de TBK 483 anlamında beklenmeyen bir olay sayılır. Yok olma anında
eserin tamamlanmış olup olmaması önemli değildir. (3) İş sahibi temerrüde düşmüş olmamalıdır.
İş sahibi, müteahhidin sözleşmeye uygun bir tarzda ifa olarak sunduğu eseri, haklı bir sebep
olmadan teslim almazsa alacaklının temerrüdüne düşer ve eserin yok olma riski kendisine ait olur. (4) Eserin meydana getirilmesi artık imkânsızlaşmış olmalıdır.
ESERİN İMKANSIZLIGI
*Eserin imkânsızlaşmasına sona erme hükmü bağlanan hallerden birincisi, beklenmeyen durumdan
kaynaklanan imkânsızlıktır.
*Bunun için:
(1) Eser henüz teslim edilmemiş olmalıdır. Eserin tesliminden sonra imkânsızlaşmasının sonuçlarına iş sahibi katlanır.
(2) Eser beklenmeyen bir olay sonucunda yok olmalıdır. Mücbir sebep de TBK da beklenmeyen bir olay sayılır. Yok olma anında eserin tamamlanmış olup olmaması önemli değildir.
(3) İş sahibi temerrüde düşmüş olmamalıdır.İş sahibi, müteahhidin sözleşmeye uygun bir tarzda ifa olarak sunduğu eseri, haklı bir sebep olmadan teslim almazsa alacaklının temerrüdüne düşer ve eserin yok olma riski kendisine ait olur.
(4) Eserin meydana getirilmesi artık imkânsızlaşmış olmalıdır.
*Koşullar gerçekleşmişse, bedel (ücret) hasarına yüklenici katlanır (TBK 483/I, cüm. 1). Yani,
yüklenici, işin bedelini ve yaptığı masrafların ödenmesini iş sahibinden talep edemediği gibi,
daha önce kendisine yapılan ödemeleri de geri vermek zorundadır.
*Bedel hasarına yüklenicinin katlanması kuralı iki durumda uygulanmaz: İş sahibinin alacaklı
temerrüdüne düşmesi iş sahibine atfedilebilir imkânsızlıktır.

SÖZLEŞMENİN VARLIGI KANITLANMASI
(1) bir eser sözleşmesinin varlığı,
(2) eser sözleşmesinin yüklenicinin kişisel
özellikleri gözönünde tutularak yapılmış olması,
(3) işin bitirilmesinin yüklenicinin ölümü veya
kusuru olmaksızın işi yapmaktan aciz kalması gibi beklenmeyen bir olay dolayısıyla mümkün
olmamasıdır.
Bunlara bağlanan hüküm ise, sözleşmenin yasa gereği kendiliğinden ve geleceğe (ileriye) etkili olarak sona ermesidir. Böylece, tarafların eserin tamamlanmamış kısmına ilişkin hak ve borçları sona erer
İş sahibine yüklenebilir bir sebepten kaynaklanan imkânsızlık

Eserin tamamlanması imkânsız olmalıdır. Burada söz konusu olan imkânsızlık objektif veya mutlak imkânsızlık olup, eserin meydana getirilmesi herhangi bir yüklenici için mümkün olmamalıdır.

İmkânsızlık iş sahibinin şahsında veya tehlike alanında gerçekleşen beklenmeyen bir
halden doğmalıdır.
Bu hükmün uygulanmasının sonuçları:
Eser sözleşmesi, bir fesih beyanına ihtiyaç olmadan kanundan dolayı (ipso iure), ileriye etkili olarak sona erer; tarafların, eserin henüz tamamlanmamış kısmına ilişkin karşılıklı talepleri sona erer. Yüklenici, sözleşmenin sona ermesine kadar yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen masrafların ödenmesini iş sahibinden talep edebilir.Hesaplama yapılırken tarafların önceden kararlaştırdıkları
ücret esas alınır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM




Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim