Temel Bilgi Teknolojileri Ünite 1 | Adaletciler.Net-2017-2018 Hukuk Fakültesi Taban Puanları-Dgs Hukuk Puanları

Temel Bilgi Teknolojileri Ünite 1

BiLGiSAYARLARIN TARiHÇESi

ilk Bilgisayarlar

Günümüzde geçerli olan anlamı ile bilgisayarların tarihçesi 1943 senesinde ENIAC adlı bilgisayar ile başlamıştır. ENIAC (Elektronik sayısal birleştirici ve hesaplayıcı), Pensilvanya Üniversitesinde John Mauchly ve John Presper Eckert tarafından tasarlanmış ve yapılmış olan dünyanın ilk genel amaçlı sayısal bilgisayarıdır. ENIAC, ikinci Dünya Savaşı esnasında ortaya çıkan gereksinimlere dayalı olarak geliştirilmiştir.

Lamba: 1900’lerin başlarında elektronik teknolojisinin ilk aşamalarında kullanılan ve görünüş olarak da lambaya benzeyen devre parçaları. Elektronik devrelerinde yükselteç veya ilk bilgisayarlarda anahtar(switch) görevlerini görmüşlerdir

Ticari Bilgisayarlar
IAS sonrasında 1950’lerde ticari amaçlı kullanılan bilgisayarların çağı başlamaktadır. O dönemde Sperry ve IBM firmaları pazarda hakim durumdadırlar. 1947 yılında ENIAC’ın tasarımcıları Eckert ve Mauchy bir şirket kurarak ilk ticari bilgisayar olan UNIVAC 1’i ürettiler. Bu cihaz 1950 yılında ABD nüfus bürosu tarafından nüfus sayımında kullanıldı.

IBM ise delikli kart (punched card) işleme üzerine olan faaliyetlerini 1953 yılında 701 adlı ilk elektronik hafızalı bilgisayarını çıkartarak devam ettirdi. Aslen bilimsel uygulamalar için geliştirilen bu cihazı 702 adlı ve iş dünyası uygulamalarını hedefleyen model devam ettirdi.
Bu döneme kadar vakum tüplerini baz alan bilgisayar tasarımları, transistörün icadı ile çok daha küçük, az enerji harcayan, daha ucuz, daha az ısınan ve daha dayanıklı bu alternatife hızla döndüler. NCR ve RCA firmaları 1950’lerin sonunda ilk transistörlü bilgisayarı ürettiler ve IBM de 7000 serisi ile bu alana geçiş yaptı.

Delikli kart: Bilgisayarlara veri veya program girişi ilk dönemlerde matbu kartları özel aletler ile delerek ve bu delikli kartları kullanarak yapılmıştır. Hem iş yükü olarak hem de kalıcılık ve esneklik açılarından kısıtları olan bu yöntem daha sonraları terk edilmiştir.

Transistör: Elektronik devrelerde güçlendirici veya anahtar olarak kullanılan, yarı iletken temelli devre elemanı.

Bu dönemin önemli şirketlerinden DEC (Digital Equipment Corporation) 1957’de kuruldu ve yine o yıl ilk bilgisayarı olan PDP-1’i sundu. Bu bilgisayar üçüncü nesil olarak adlandırılan dönemin temelini teşkil eden ilk “mini bilgisayar” idi.

Entegre Devreler ve Mikroişlemciler
Üçüncü nesilde transistörler yerlerini birçok transistörü üzerinde barındıran “entegre devrelere” bıraktılar. ikinci nesil bilgisayarlarda başlarda 10000 civarında transistör bulunmakta idi, zaman içerisinde bu yüz binlerce transistöre ulaştı ve ayrık transistörler ile cihaz üretimini çok zor bir hale soktu. 1958’de entegre devrenin imali ile bilgisayarların üçüncü nesli DEC’in PDP-8’i ve de IBM System/360’ı ile başladı. Bu dönemde bir entegre devrenin üzerine konulabilecek transistör sayısı inanılmaz bir sürat ile artmaya başladı. Bunun ile ilgili önemli entegre devre üreticilerinden Intel’in kurucularından olan Gordon Moore’un ifade ettiği “Moore kuralı” günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. Bu gelişmenin birçok
etkileri olmuştur:
• Aynı birimdeki işlem veya hafıza kapasitesinin maliyeti sürekli olarak azalmıştır,
• Bileşenlerin küçülmesi hafıza ve mantık elemanlarının daha yakın yerleştirilmesini mümkün kıldığı için elektriksel yollar kısalmış ve bu da işlem hızını arttırmıştır,
• Küçülen bilgisayarı farklı ortamlarda ve bağlamlarda kullanmak mümkün hale gelmiştir,
• Enerji ve soğutma ihtiyaçları azalmıştır,
• Entegre devre üzerindeki bağlantılar lehimlenmiş ayrık bileşenlere göre çok daha güvenilir sonuçlar sunmuştur.

Moore Kuralı: Entegre devreler üzerindeki transistör sayısının her iki senede bir iki kat artacağını öngören ve zamanın (şu ana kadar) haklı çıkarttığı öngörü. Gordon Moore bu öngörüyü 1965 yılında yaptığında “en az on sene” daha geçerli olacağını belirtmişti.

ilerleyen yıllarda gerçekleşen önemli bir değişiklik de hafıza elemanlarının da yarıiletken tabanlı imalini mümkün kılan gelişmelerdir. Öncesinde manyetik esasları temel alan hafıza bileşenleri, 1970 yılında Fairchild firmasının ürettiği ilk uygun kapasitede ve ticari hafıza birimi ile yarı iletkenler dünyasına taşınmış ve sonrasında da Moore kuralının etkisi bilgisayarların bu kritik bileşeninde de gözlemlenmeye başlamıştır.

Bir diğer çok önemli gelişme, entegre devreler üzerindeki bileşen sayısının artması ile bir Merkezi işlem Biriminin (CPU) tüm işlevlerini tek bir yonga üzerinde sunabilecek noktaya ulaşılmasıdır. Intel 1971 yılında 4004 adlı yongası ile bir CPU’nun tüm bileşenlerini tek bir entegre devre üzerinde sunmuş ve ilk mikroişlemci ortaya çıkmıştır. 4004 ile başlayan süreç, ilk 8 bit’li mikroişlemci olan 8008 ile devam etmiş, takiben 8080, 8086, 8088, 80286, 386, 486, Pentium şeklinde daha hızlı ve yüksek işlem kapasiteli yonga aileleri piyasaya sürülmüştür. Buna paralel olarak Motorola (günümüzde Freescale Semiconductor), AMD ve diğer farklı yonga üreticileri de bu alanda faaliyet göstermişlerdir.

Kişisel Bilgisayarlar ve Sonrası
Mikroişlemciler ile birlikte bilgisayarların uygun fiyat, boyut, işlem kapasitesine ulaşmaları belki de bilgisayarların tarihindeki en büyük devrim olan “kişisel bilgisayarlar” dönemini başlatmıştır.

1970’lerin başında Intel’in 8080 işlemcisini temel alan Altair 8800 kişisel bilgisayar furyasının başlangıcını oluşturmuştur. Aynı yıllarda Apple firmasının kurucuları olan Steve Jobs ve Steve Wozniak da Apple 1 adlı ilk bilgisayarlarını üretmişlerdir.

BiLGiSAYARLARIN YAPISI VE BiLEŞENLERi

Bu mimari yapılanma altında en kritik birim ana işlemci / CPU’dur. CPU’nun
görevi, bünyesindeki kontrol birimi vasıtası ile CPU’nun ve de bilgisayarın işlemlerini
yönetmek, aritmetik/mantık birimi vasıtası ile bilgisayarın veri işleme görevlerini
icra etmek, yazmaçlar vasıtası ile CPU’nun dahili hafıza işlemlerini yapmaktı
r (ki günümüzde artık CPU’ların da çok ciddi ilave hafıza birimleri mevcuttur).
Bunun ile birlikte bilgisayarın ana hafıza birimi ve de dış dünya ile veri alışverişini
sağlayan giriş/çıkış birimleri mevcuttur.

BiLiŞiM SiSTEMLERi

Bilişim Sistemlerinin Yapısı
Günümüzde hem iş dünyasında hem de kamu kurumlarında bilişim sistemleri
asli unsurları oluşturmaktadır. Bilişim sistemleri donanım, yazılım, bunları kullanan,
girdi sağlayan veya çıktılarını kullanan insanlar ve tüm bunların bir arada işlem
görmesini sağlayan süreçlerden oluşmaktadır.

Bilişim sistemleri fiekil 1.4’te de ifade edildiği çerçevede, çevresel faktörler olan
tedarikçiler, müşteriler, rakipler, hissedarlar, düzenleyici kurumlar ile etkileşimli
bir ilişki halindedir. Bu görevi yapar iken bilgisayarlar, alt bileşen olan donanım ve
yazılım (software/hardware), çoğu zaman kurumdaki insanlar (peopleware), belli
iş süreçleri etrafında sistemin kalbindeki “işleme” aşamasını yerine getirir.

Özellikle iletişim ağı bileşenleri, veri tabanları ve veri tabanı yönetim sistemleri,
veriler üzerinde işlem yapmayı ve işletmelere karar süreçlerinde destek olmayı
sağlayan çözümleri ortaya çıkartmışlardır. Bunlardan kurumsal kaynak planlama,
müşteri ilişkileri yönetimi, veri madenciliği ve iş zekası çözümleri, günümüz
işletmelerinin kaçınılmaz araçları haline gelmiştir.

Kurumsal kaynak planlama
(Enterprise resources
planning – ERP): Kurumsal kaynak planlaması işletmelerde mal ve hizmet üretiminde gerekli kaynakların planlamasında görev alan bilişim sistemlerine verilen addır.

Müşteri ilişkileri yönetimi (Customer relationship management): işletmelerde iş ilişkisi içinde bulunulan mevcut ve müstakbel müşterileri ile ilgili bilgileri iş süreçleri (satış, pazarlama, müşteri hizmetleri, teknik destek) ile düzenleme ve eşleme görevini üstlenen bilişim sistemlerine verilen addır.

Veri madenciliği (Data Mining): Büyük veri setleri üzerinde yapay us, makine öğrenmesi ve istatistik teknikleri aracılığı ile çeşitli ilişkiler bulmayı mümkün kılan yöntem ve bunu kullanan bilişim sistemleri.

Bilişim Sistemi Çeşitleri
• işlem süreç sistemleri
• Ofis sistemleri
• Bilgi temelli iş sistemleri
• Karar destek sistemleri
• işletme bilgi sistemleri
• Üst düzey yönetici destek sistemleri
işlem (transaction) süreç sistemleri, kurumların operasyon seviyesinde en temel süreçlerini üstlenen yapılardır. Sipariş giriş, otel rezervasyon, bordro, personel sistemleri bu kategoriye girmektedir.

Ofis sistemleri ofis ortamında çalışanların verimliliğini arttıran, kelime işleme,
hesap çizelgesi, sunum hazırlama, masaüstü yayıncılık gibi işler için kullanılan çözümlerdir.
Microsoft Office bu konuda uygun bir örneği teşkil etmektedir. Yine
tasarım amaçlı programlar (AutoCAD gibi) bilgi temelli iş sistemleri olarak adlandırılmaktadırlar.
işletme bilgi sistemleri şirketin yöneticilerine destek amacı taşırlar ve yöneticilere
şirketin durumu ile ilgili raporları şirket içi verileri baz alarak sunmayı mümkün
kılarlar. Karar destek sistemleri de yine yöneticiler için hem şirket içi hem de
şirket dışı veri kaynaklarını kullanarak analitik karar vermeyi mümkün kılan çıktı-
lar sunarlar. Üst düzey yönetici destek sistemleri ise kurumun stratejik seviyede
alacağı kararlarda yardımcı olurlar.
Kurumlarda kullanılan kurumsal kaynak planlama (ERP), müşteri ilişkileri yönetimi
(CRM) gibi sistemler kullanıcılarına bağlı olarak bu altı başlıktan birden fazlası
nı kapsamakta ve o kapsamda hizmet verebilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM




Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim