Aöf Adalet, Ata Aöf, Auzef, Hukuk Fakülteleri, Zabıt Katipliği, İcra Müdürlüğü, Ceza İnfaz Koruma Memurluğu Hakkında Güncel Bilgiler.

TUTUKLU ve HÜKÜMLÜLERİN EĞİTİM ve ÖĞRENİM HAKKI

0 102

‘’Eğitim’’ sözcüğünün Türk Dil Kurumundaki karşılığı, ‘’çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiyedir. ‘’Öğrenim’’ sözcüğünün karşılığı ise ‘’herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil’’dir. Bu iki kelime genelde benzer ya da aynı anlama gelecek şekilde; hatta birbirinin yerine bile kullanılıyor olsa bile anlam olarak farklıklar içermektedir. Ama eğitim kelimesi daha kapsayıcı bir anlam içerdiği için, eğitim dediğimizde genel olarak, öğrenim kelimesini de içerdiğini de kabul ederiz. Bu yüzden eğitim kelimesini daha çok kullanırız; ben de yazıda bu iki kelimeyi ayrı ayrı söylemek yerine daha çok ‘’eğitim’’ kelimesini kullanacağım.

Eğitim hakkı bireysel, sosyal ve kültürel bir hak olarak vazgeçilmez, evrensel temel insan hakkıdır; bu hak hem evrensel niteliği olan belgelerde ve uluslararası sözleşmelerde kabul edilmiş olup devletler bu hakkı kendi anayasalarında ve yasalarında da düzenlemişlerdir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 26. maddesi şöyledir:

‘’1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yükseköğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.

2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.

3. Çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır.’’

AİHS Ek 1 Protokolün ‘’Eğitim Hakkı’’ başlıklı 2. maddesi ise:

‘’Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.’’

Eğitim hakkının temel bir insan hakkı olduğunun kabulü ile bu evrensel ilke, cezaevinde bulunan insanlar için de geçerli olmalıdır. Nitekim 1955 tarihli Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarının 77. maddesinde “Tüm mahpuslara, kendilerine yarar sağlayacak eğitim verilir. Okuması yazması olmayan mahpuslarla genç mahpusların eğitimi zorunludur ve idare tarafından bu kişilerin eğitimine özel bir dikkat gösterilir. Tahliye olduklarında güçlükle karşılaşmadan eğitimlerini sürdürebilmeleri için mahpuslara verilen eğitim olabildiğince ülkenin eğitim sistemi ile bütünleştirilir.” Denilmekle birlikte, Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muamelenin Temel İlkeleri’nin 6. maddesinde ise “Bütün mahpuslar, kişiliklerinin tam gelişmesi için gerekli eğitim ve kültürel faaliyetlerden yararlanma hakkına sahiptirler.” denilmektedir. Avrupa Konseyi’nin de bu konuda daha açık ve ayrıntılı kararları bulunmaktadır; ama yazının çok uzamaması için kısaca şunları söyleyebiliriz:

Cezaevlerindeki eğitim ile ilgili Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi metinlerinde sonuç olarak hükümlü ve tutuklular için;

1. Eğitimin temel bir hak olduğu,

2. Ruhsal, fiziksel, sosyal ve eğitsel açıdan gelişmeleri; müzik, tiyatro, satranç ve rekreasyon gibi sosyal ve kültürel faaliyetlerden yararlanmaları,

3. Eğitimlerinin dış dünya ile uyumlu olması, olabildiği ölçüde kurum dışı eğitim seçeneklerinin dikkate alınması ve sivil toplumun katılımının sağlanması,

4. Eğitimlerinin, tahliye sonrası toplumsal yaşama dönüşü hazırlamaya yönelik olması,

5. Eğitimin desteklenmesi, teşvik edilmesi ve eğitime katılanların eğitime katılmayanlara göre başta malî menfaatleri olmak üzere, diğer yararlarının olumsuz etkilenmemesi,

6. Cezaevindeki eğitimin ülkenin eğitim sistemiyle bütünleştirilmesi,

7. Meslekî eğitimin piyasa koşulları dikkate alınarak yapılması,

8. Hükümlü ve tutukluların kendilerini ifade edebilmeleri için her türlü sosyal, kültürel ve sanatsal çalışmaya erişebilmelerinin olabildiğince sağlanması, öngörülmektedir.1

AİHM, hükümlülerin2 bir mahkeme tarafından verilen cezanın infazına karşılık gelen süre, tutukluların3 ise yasal tutukluluk süresi boyunca tam zamanlı bir eğitime devam edemeyeceği gerçeğinin, onların Ek 1 nolu Protokolün 2. maddesi anlamında eğitim hakkından yararlanamayacakları şeklinde yorumlanamayacağını belirtmiştir. 4

Ayrıca eğitim ve öğrenim hakkı, 1982 Anayasasının 42. maddesinde, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler bölümünde düzenlenmiştir. 1982 Anayasasının 42. maddesinin 1 inci fıkrası “kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmünü içermektedir. Bu hükümle hiçbir ayrıma tabi tutulmadan, herkesin eşit eğitim hakkına sahip olmasının gerektiği belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle, eğitimin temel bir insan hakkı olması nedeniyle devletin herkese bu hakkı sunması ve bu hakkı kullanmak isteyen insanlara da devletin engel çıkartmaması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Çünkü bu hak anayasal, sosyal bir hak olduğundan devlete karşı ileri sürülebilecek bir temel haktır.

Tutuklu ve hükümlülerin eğitimi konusu, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve bu kanun çerçevesinde çıkarılmış genelgeler ve diğer düzenleyici işlemlerle düzenlenmiştir. Kanunlarda Öğrenim Hakkı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ‘’Eğitim Programları’’ başlıklı 75. maddesinde ‘’(1) Ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içinde hükümlüye, kişiliğini geliştirecek, eğitimini güçlendirecek, yeni beceriler elde etmesini, suç işleme eğilimini yok etmeyi sağlayacak ve salıverilme sonrasına hazırlayacak programlar uygulanır. (2) Hükümlünün yaş, ceza süresi ve yeteneklerine öncelik verilerek ekonomik ve kültür durumuna uygun biçimde düzenlenen eğitim programları; temel eğitim, orta ve yüksek öğretim, meslek eğitimi, din eğitimi, beden eğitimi, kütüphane ve psikososyal hizmet konularını kapsar.’’, ‘’Öğretimden Yararlanma’’ başlıklı 76. maddesinde ise ‘’Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.’’ denilmektedir. Ayrıca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından Çocuk Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri Hakkında Genelge” ile “Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge” adlarını taşıyan iki de genelge yayınlanmış ve tutuklu ve hükümlülerin eğitim ve öğrenim bu genelgelerle ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 27.07.2007 tarih ve 12 sayılı ‘’Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler’’ konulu genelgesinin birinci bölümünde de ‘’Anayasanın 42. maddesine göre kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Bu anayasal hak hiç şüphe yok ki kurum yaşantısının gerektirdiği doğal sınırlamalar dışında tutuklu ve hükümlüler için de geçerlidir.’’ hükmü yer almakta olup bu genelgede de hükümlü ve tutukluların eğitim kurumları ile ilgili kayıt ve diğer işlemlerinin nasıl olacağı da belirtilir.

Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkı uluslararası belgelerle, anayasal ve yasal olarak güvence altına alınmış olsa dahi, eğitim hakları önünde birçok engel bulunmaktadır. Bu engellerin en başta geleni hali hazırdaki genelgelere bile tam manasıyla uyulmamasıdır. Bundan sonraki en büyük engel de, ilköğretim hariç, ücretsiz öğrenimin olmamasıdır. Cezaevindeki insanların önündeki bu ve diğer engeller kaldırılmalıdır. Hükümlü veya tutukluların suç işlemelerine veya haklarında suç isnadı bulunmasına rağmen insan oldukları unutulmamalıdır. Onlar da bu toplumun bir ferdidir; bugün yanınızda olmasa da yarın onlarla aynı havayı teneffüs edeceksiniz. Her şeyden önce insanlık onurunun korunması açısından çok önemlidir. Tutuklu ve hükümlüler için fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirler alınmalı ve tutuklu ve hükümlülerin ücretsiz bir şekilde eğitim görebilmelidirler. Tutuklu ve hükümlüler gerek temel eğitim gerekse de mesleki eğitim veya sosyal kültürel faaliyetlerden daha fazla yararlanabilmelidir.

Sonuç olarak, eğitim hakkının temel bir hak olması nedeniyle hiçbir ayrıma tabi tutulmadan herkes eğitim hakkına sahiptir. Dolayısıyla bir kişinin tutuklu veya hükümlü olması onun eğitim alma ya da öğrenim görme hakkını etkilememektedir. Ayrıca üstünde durmamız gereken diğer nokta; tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkının engellenmesi veya kısıtlanması ayrımcılık yasağına uyulmadığını da gösterir; böyle bir durumda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 7. maddesine, AİHS 14. maddesine ve Anayasanın 10. maddesine aykırılık vardır. Bu konuya da başka bir yazıda değinmek istiyorum.

Ahmet SALGUT / hukukihaber.net

1 Dr. Mustafa Saldırım–Uluslararası Hukuk Açısından Türkiye’deki Tutuklu ve Hükümlülerin Eğitim Hakkı, Makale, 2004
2  Durmaz, Işık, Unutmaz ve Seza/Türkiye [kabul edilebilirlik kararı (k.k.)], B. No: 46506/99 46569/99 46570/99, 4/9/2001; Epistatu/Romanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013, § 62 ve 63.
3 Boltan/Türkiye [k.k.], B. No: 32777/09, 27/3/2012
4 Dr. Abdullah Çelik : “AİHM Kararlarında Eğitim Hakkı”, TAAD, Yıl:6, Sayı:20 (Ocak 2015), s. 289.

Content Protection by DMCA.com

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bununla ilgili iyi olduğunuzu kabul edeceğiz, ancak isterseniz dilediğiniz zaman çıkabilirsiniz. Kabul Et Daha fazla oku

Content Protection by DMCA.com